05.11.2019

Sanki bir buluşmaya, kutlamaya gitmişim fakat kimse gelmemiş. Boş salonda süslemeler arasında kendimi yalnız hissediyorum. Sanki herşey hazır, katılımcılar hariç. Kimse olmayınca bir kutlama da gerçekleşmiyor.

Bunu herhangi birine anlatsam bana aynı tepkiyi vereceğini biliyorum. Kendine yetmeyi öğrenmelisin, kendi kalbini beslemeyi öğrenmelisin.
Bu tarz fikirlere kapalı kalmayı sürdürmeyi seçiyorum.

Yaşam bize sonsuz sayıda deneyim fırsatı sunuyor. An, herşeyi mümkün kılabilecek bir potansiyele sahip. İçinde bulunduğumuz ağırlık ve olasılıksızlık normalitemiz olduğundan ferahlatıcı, kolay ve keyifli deneyimler uçuk kaçabiliyor.

İnsanların olasılıksızlık, umutsuzluk ve kötümser fikirlerini başkalarına dayatması ve hakikatmişçesine tutunmaları ve birbirlerine bu gerçeklikleri onaylatmaları ilginç bir durum. Herkes beslenmek istediği yemeği seçiyor.

Şu da var tabi, kim ister mutsuz olmayı? Hepimizin en büyük çabası değil mi rahata ve feraha ulaşmak? Hiç yalnız kalmamak, sevdiklerimizle hep iyi anlaşmak? Mutlu olmak.

Bunun nasıl olacağına dair herkesin cahilliği ortada. Kimse nasıl olabileceğini adamakıllı bilmiyor. Bize fayda sağlamış eski fikirler, aile büyüklerimizin güvenilir yönlendirmeleri bizim en geçerli patikalarımızı çiziyor. Bunların ise bizi mutlu etmekten çok korku ve endişeyle bastırdığını görüyoruz.

Zaten elde de yalnızlığına çekilip toparlanmak, kendini beslemek ve olasılıklara açmak kalıyor.

Hayallerimizi Gerçekleştirmek

Screenshot_20181227-131743~2.png

 

 Sanırım büyüme sırasında öyle bir aşama var ki insan kendine hayallerini gerçekleştirmeyi yakıştıramıyor. Hayalleri gerçekleştirmek, dizilerde ve filmlerde geçen güzel şeylerden biri gibi geliyor kulağa. Gerçek dediği şeyin içinde çevresindeki insanların çoğu bir şekilde hayatta kalmaya çalışmış, bazıları bunu başarılı bir şekilde yapmış ve gerçeğin içindeki en mantıklı amaç bu başarılı olanlardan olmak olmuş. O dizilerde ve filmlerde geçen hayaller başarılı hayatın yan ürünleri olarak kalmış. Hem kim gerçekleştiriyorki hayallerini.
İnsan kendi değerini dünya standartlarında belirlemeli. Yaşadığı yerin biçtiği standartlardan çok varoluşsal değerini de hatırlatmalı kendine.
  İnsanın dünyadaki yeri ve anlamı nedir? Bu sorunun cevabına çok da gerek yok bence. Sorunun kendisi zaten insanın anlamının dünyadan bağımsız olmayacağını ve salt dünya üzerinde bir mana ifade ettiğini görmesi yetiyor. İnsanı diğer şeylerden üstün tutmaz,  her canlının her bir zerrenin yaşamda ifade bulması da bundandır. Varoluşun her bir biçimi birşeyler anlatır.
 Sonsuzluk her ne kadar zihinsel bir karşılığı olmayan bir kelime olsa da güçlü manasını koruyor. Sonsuzluğu anlamak bir çok şeyi anlamamızda kapıyı da aralıyor. Sonsuzluğu deneyimlemek ise bizi sonsuzluktan da geniş tutuyor. İçerlerde bir yerlerde sonsuzluğu deneyimlediğimiz, hayallerimizi gerçekleştirdiğimiz, kendi değerimizi tekrardan tahsis ettiğimiz bir alan var. Yine içeride bir yerlerde belki de en doğru ifadeyle kalplerimizde sonsuz olana, özgür ve bağımsız olana, herşeyle bütün olana dair bir gerçeklik var.
 Bazen cennetten sarkan bir halatı çekiyormuşum gibi hissediyorum. Meraklıyım ve göğün ışıltısı her seferinde beni büyülüyor. Çekmeye devam ediyorum ve cenneti aşağı getirmeye çalışıyorum fakat başka insanlarla beraber çeksem daha kolay olacağını biliyorum. İnsanların çoğu manasız buluyor, boşa çaba. Hem ne biliyorsun kötü birşey gelmeyeceğini? diyorlar. Böylesine büyüleyici bir ışıktan neden kötü bişey gelsin? Neden sadece görüntüsüne güvenmeyeyim? Neden kötü bir senaryonun kurbanı olayım?
 Ve sonrasında filmler ve diziler eşlik etmeye başlıyorlar hayallerime. Sanatçıların ilhamlarıyla ürünlerini nerelerden damıttıklarını görüyorum ve sadece bana değil izleyen herkese bir armağan olarak geliyor. Sanki bir anlamda yaşamı kutsuyorlar. O zaman yaşadığım yerden çıkıp farklı bir meclise dahil oluyorum. Herkesin birbirini bildiği ve beslediği bir meclis. Nerede nasıl yaşadıklarını bilmediğim fakat kalben buluştuğumuzu, bir olduğumuzu bildiğim bir meclis. Bu mecliste herşey mevcut.
 Ve halatı çekmeye devam ediyorum, sırf aldığım keyiften sıkı sıkıya sarılıyorum halata.

We All Stars

Please don’t see just a boy caught up in dreams and fantasies
Please see me reaching out for someone I can’t see
Take my hand let’s see where we wake up tomorrow
Best laid plans sometimes are just a one night stand
I’d be damned Cupid’s demanding back his arrow
So let’s get drunk on our tears and
God, tell us the reason youth is wasted on the young
It’s hunting season and the lambs are on the run
Searching for meaning
But are we all lost stars, trying to light up the dark?
Who are we? Just a speck of dust within the galaxy?
Woe is me, if we’re not careful turns into reality
Don’t you dare let our best memories bring you sorrow
Yesterday I saw a lion kiss a deer
Turn the page maybe we’ll find a brand new ending
Where we’re dancing in our tears and
God, tell us the reason youth is wasted on the young
It’s hunting season and the lambs are on the run
Searching for meaning
But are we all lost stars, trying to light up the dark?
I thought I saw you out there crying
I thought I heard you call my name
I thought I heard you out there crying
Just the same
God, give us the reason youth is wasted on the young
It’s hunting season and this lamb is on the run
Searching for meaning
But are we all lost stars, trying to light up the dark?
I thought I saw you out there crying
I thought I heard you call my name
I thought I heard you out there crying
But are we all lost stars, trying to light up the dark?
But are we all lost stars, trying to light up the dark?

 

STRONG

Bu güç meselelerini sadece erkeklere atfedersek ayıp olur, her ne kadar tarihte bu zamana kadar atfedilmiş olsa da.

Ben de en çok güç çekişmesini ikili diyaloglarda yaşarım. Okkalı bir cevap her zaman hazırdır.

Bariz küslüğü dargınlığı bitirmeye çalışıyoruz, eşitliği adaleti savunuyoruz, haklı ve haksız ikilemini bitiriyoruz fakat büyük bir darbe alınca benliğimizi ayakta tutacak gücü tesis etmeye ihtiyaç duyuyoruz.

Benim de bir cevabım olsun istedim.

Banlış anlaşılmayı telafi etmek iki taraf için de hayırlıdır. Haklı kapılar açar, sahte dayanakları eritir.

Bir süreliğine devrelerimin toparlanması için kapalı kalmasına hak veriyorum fakat sevginin varlığı daimidir.

Bu ara şarkılarla cevap vermek adetim oldu, tam da hislerimin, düşüncelerimin karşılığını bulduğum şarkılardan dolayı sanırım.

Buyur

Top

disco crown ile ilgili görsel sonucu

Seher vaktini her zaman çok sevdim

Uykusuzluğu da öyle

Ve duygularımla kavrulmayı

İşte böyle biriyim

 

Ben he zaman kazanmayı istedim

Büyük tutkuları ve büyük hırsları seçtim

Ve zihnimde kıvrılmaya mahkum kaldım

işte böyle geçiyor hayatım

 

Dünya dönmeye devam ediyor

Her bir anlam inşa ettiğimde

Dünya dönüyor

Ve hayır öyle de değil diyor

Tekrardan dönüyor

Ve bu sefer de olmadı diyor

Bana vazgeçmemi söylüyor

 

Kazanmak için

Bir kez daha at sürmeye hazırlanıyorum

Eyerimi sıkı sıkıya bağlıyorum

Atımı bu sefer durdurmayı düşünmüyorum

Dört nala yol gideceğim

Tüm bu diyarı ezip geçip

Güneşin batışına süreceğim

Yakalayacağım

Ve yakasından tutup

Sarsacağım o sarhoşu

Yetmedi mi eğlendiğin?

Yetmedi mi dans ettiğin ?

Nereye gitti bütün içtiklerin ?

Süsünü püsünü sökeceğim üstünden

Yumruklarımı yapıştıracağım yüzüne

Kanlar akana kadar döveceğim

Sonra da atıma iple bağlayıp

Süründüreceğim diyar diyar

Kimi kral yaptıklarını görsünler diye.

Don’t grow up, It’s a trap

images (11).jpeg

 

Sonra lise çağlarına gelirsin. Sanırım büyüdüm dersin. İşte boyum uzadı, sesim değişti ve ilkokul çağını geride bıraktım. Oysaki daha neler vardır. Hem bu acele neden?
Don’t grow up, It’s a trap
Belki de artık emeklemek yerine yürüyebildiğini, bardağı kendin tutabildiğini, kendi başına bir yere gidebildiğini kanıtlayıp azad edilmek istersin. Belki de sadece o boyu uzun insan topluluğunun içinde olmayı, hayatı kavradığını sanan özgür gençliği hissetmeyi ya da kurallara uyan değil de kural koyan olmak istersin.
Don’t grow up, It’s a trap
Çimler birdaha o kadar yeşil olmayacak, nefes nefese kalmak eğlenceli olmayacak, bulutları izlemek o kadar da keyifli olmayacak. Biraz tecrüben olsa en iyisi buymuş derdin. Ama en güzeli de en iyisi için rahat bir kucak aramıyor oluşun. Deli gibi sadece yaşamakla meşgul olduğun bir çağ çocukluk. Her ne kadar bizim dünyamızda ufak insanların değeri bilinmese de dünyanın gerçek sahipleridir çocuklar. Bizim devrimiz çoktan bitmiştir. Kandırıldık, taciz edildik, baskılandık, zorbalığa uğradık. Kalbimize uzak kaldık. Beyinlerimizin içinde kıvrıldıkça kıvrıldık. Tuzağa düştük.
Don’t grow up, It’s a trap

Addıctıon

Everyone knows they are special, that there is something more than this birth, life, and death. It resonates somewhere deep inside all of us. We spend our lifetime trying to reach beyond what we are to be more in one way or another. Sometimes we make a mess of it. Sometimes we make progress. But too often we drift along hoping someone will open a door for us. If only they would, we’d run right through. Or would we?

This is the first crucial step, wanting to run through to that something more in us. Being willing to do it. Craving it. Being desperate for it. I am here because I have been one of those for many years, and I know there must be others. I want to throw out some methods, some methods that work. Tools, you know. They are for your consideration. The rest is up to you.

We will talk about philosophy, but not too much. Mostly we will talk about yoga practices, how they work, what they do, and how to do them. And how they can blend together and leverage each other like magic. That is why you will be hearing the phrase “integrated practice” a lot here. It is not a new idea. The Yoga Sutras of Patanjali lay out an eight-limbed path of practice. Most traditions lean toward one limb or another. It is natural enough. How many balls can anyone keep in the air? But if you want to really make progress in this life, you must multi-channel your efforts in the direction you want to go. It is like that in all things. Spiritual practice is no different.

We will be talking about many inward ways here — the ways into the divine you. How to really open things up. Are you ready for that? Do you long for it? Not everyone does. But everyone will sooner or later. In fact, a little practice fans the fire of divine longing. Just a little bit of practice opens the door enough so that the divine desire wells up. Then we are on fire and want more practice and more powerful ways in. It is a kind of addiction — a divine addiction. I confess to being an addict to this spiritual practice game. It is an ecstatic spiral that pulls us out of our limited earth perception. Everything will look different, first just a little, and later on, a lot different. So if you are not wanting to become divinely inspired, divinely addicted, better stay away. Because the best means are here. If you set your heart and mind to it, you can do it. Honest. And then nothing will ever be the same. You will laugh and laugh when you see how it really is.

This discussion is for wise souls, those who are ready to do what it takes for as long as it takes. Were the sages of old less committed than this? Of course not. We marvel at their remarkable stories in the scriptures. It is just the same now. You will get out of your practices what you put in. It has always been like that.

Why bother with all this? To be honest, it is the greatest high we can have. The pleasure is beyond anything on earth. Really. The essence of divine experience is unending devastating bliss and an unshakable silent peace. It seems contradictory, doesn’t it? That’s how it is. But don’t take my word for it. Try some of these methods and see for yourself. It’s all waiting in you. Take a few baby steps, and soon you can be opening by leaps and bounds. That is assuming you are ready, and choose each day to go for more. Remember, it is the one thing we can take with us when we move on from this life.

Some of the practices we will be discussing include:

– Cultivating permanent inner silence through Meditation.

– Opening the subtle nerves through Pranayama (breath control).

– Stimulating divine energy through advanced physical postures and  maneuvers.

– Cultivating divine desire and conduct.

– Cultivating sexual energy to a new purpose.

– Cultivating silent inner awareness outward in powerful ways.

Some of these practices will seem familiar. Others will seem radical. Combined together in particular ways, they comprise a powerful system of yoga. These means are too useful to be reserved for the few. They belong to the many. So indulge yourself. If you long for the knowledge of human transformation, you are worthy, and you have come to the right place.

The guru is in you.

 

http://www.aypsite.org/10.html

Kim Olduğumuzu Hatırladığımız Buluşmalar

Bugün bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. Uzun süredir aşırı duygusal hassasiyetle, bilinçaltımdaki meselelerle, eski çocukluk anılarıyla ve varolmaya çalışmakla zorlu bir mücadele içindeyim. 2008 yılının sonlarından itibaren spiritüalizmi keşfettim ve hayatımda birçok kapı açıldı. Bunun yanında yaşadığım her ruhani deneyim kendi içsel ağırlığımla çatışmaya girdi. Birçok ulvi deneyim yaşasam da, bir çok ekolü ve çalışmayı denesem de kendi gerçekliğimdeki meseleleri aşamadım ve çok acılı deneyimler yaşadım, hala da yaşıyorum.

Net bir reçetem olmasa da kendi gerçeğimle varolmamak, yalancı bir kimlikle yaşama tutunmaya çalışmak benim şuanki gündemimi oluşturuyor. Bu güne kadar hem spiritüel deneyimler, hem aldığım psikolojik destek, hem günlük yaşamımın getirdikleri hem de yaptığım seçimler beni bu noktaya taşıdı. Kendim olarak varolmaya, bağımsız olarak yaşamaya, yaşam deneyiminin hakkını vermeye çalışıyorum.

Bu noktada şuan küçük olan bir grupla buluşmalara katılıyorum internet üzerinden. Benim gibi hisseden, çıkmazlar yaşayan, duygusal ve ruhsal dernliği inanılmaz olan ve belki de benim gibi bu çalışmaya hazır olan eminim bir çok insan vardır. Ben bu grupla sohbetimde ilahi kaynağa ulaşmak yerine insan ben olarak yaşamımı aktifleştirmeye çalışıyorum. Bazı insanlar bloguma girip belki buna dair birşeyler arıyor olabilirler diye buluşma etkinliğini paylaşmak istedim.

Etkinliğin açıklama kısmı altta. Her perşembe saat 8:30’da skypeta gerçekleşiyor. Eğer yazıyla kendinizi uyumlu hissederseniz beklerim.

Daha fazla bilgi için: okantoygun@gmail.com ‘ dan bana yazabilirsiniz.

Screenshot_20190208-071607

Ben Olayı Nerede Kaçırdım?

Bilmezdim hayatımın bu noktaya gelebileceğini
Bilmezdim bedenimin acıyı kaldıramayabileceğini
Bilmezdim saadetin benden uzak kalabileceğini
Bilmezdim her aksadığımda dışarıya borçlu kalacağımı
Bilmezdim aşkın paylaşmak değil almak olduğunu
Bilmezdim büyümenin insanı değersizleştirip basitleştirdiğini
Bilmezdim mutluluğun raslantıdan ibaret olduğunu
Ve bilmezdim bu kadar bahtsız doğduğumu

Bilmezdim hükümetlerin hükmetmekten ibaret olduğunu
Bilmezdim sadece ahmakların kabul görüldüğünü
Bilmezdim benden ben yerine kendilerini beklediklerini
Bilmezdim gönül alıcı gülümsemenin beni küçük adam yapacağını
Bilmezdim bildiklerini avutulduklarına tercih edebileceklerini
Bilmezdim dost sadetinin avutmayacağını
Bilmezdim bana zararı dokunanların en yakınım olduklarını
Bilmezdim bir gün oyun oynayacak kimsenin kalmayacağını

Bilmezdim yapmamı istediklerini hayat boyu yapacağımı
Bilmezdim gökteki bulutu yerdeki yeşili unutacağımı
Ve bilmezdim canlı olanla irtibatımı koparacağımı
Bilmezdim kendi yüzüme yabancı kalacağımı
Bilmezdim keşfetmeyi bırakacağımı
Ve bilmezdim merak ettiğim bir şey kalmayacağını

KADER

 karma

İnsan kendini herşeye hükmedebilecekmiş gibi görebiliyor. Belki de aldığım eğitim ve günümüzün bilimselliği beni böyle düşünmeye yöneltiyordur. Belki de efendisiyizdir. Ama yegane, sarsılmaz yasamız her zaman kenatda durucaktır. Bu sadece egonun alengirli evrensel dansıdır.

Yenilmeye demiyeceğim ama bu tarz bir vazgeçişin ürünü olarak kadere saygıyla eğiliyorum. Benden büyüksün. Benden daha güçlüsün. Bu yüzden seninle çatışmak yerine yeri geldiğinde tüm ağırlığımla acı çekmeyi yeri geldiğinde de mutlu olmayı, kendi köşeme çekilip nefes almayı seçiyorum.

Tanrım, yegane dostum, beni bilen; dertlerimi, kafa karışıklığımı, türlü yorgunluğumu sana bırakıyorum. Alırsın hepsini, kendinde çözersin, bana sevgini ve sıcaklığını sunarsın. Hikmetine hayranım, sende tatminim. Bana seninle olmayı bahşet. Türlü oyunları aş, beni yakala. Unutsam da seni çık gel karşıma. Ben sana tekrar tekrar aşık olayım. Hükmedemediğim hayatım senin olsun, beni al senin olsun. Hiçbiri işe yaramaz, istediğim sadece sadetindir. Kör zihnim açtığı alanı dolduramaz, dolduran sensin.